Köşe yazarları

Referandum sonuçları


Uzun zamandan beri Erdoğan kendini tek adam olarak kabul ettirmek için Türkiye’de anayasayı değiştirmek istiyordu. Her şeye rağmen referanduma gidildi ve neredeyse yarı yarıya bir sonuç çıktı. Az farkla ‘evet’ sonucu çıkmış ise de, aslında AKP geçmiş seçimlere kıyasla yenilgili ve gerileyen bir durumla karşı karşıya kaldı. Eskiden sadece AKP tek başına seçimlerde böyle bir oran getirirken, bu referandum da kendi ortağı Barzani ve MHP’nin bir kesimiyle ancak böyle bir oran alabildi. Bu AKP için büyük bir kayıptır. ‘Hayır’ oylarının oranı daha yüksektir. Referandum OHAL şartlarında yapıldı, tank, top baskı ve her tür hileye başvurulmasına rağmen yine de Türkiye toplumunun yarısı bu anayasa değişikliğine ‘Hayır’ dedi. Bu da anayasa değişikliğinin kabul edilmediği ancak topluma dayatıldığını gösterir. Birçok yorumcu böyle değerlendirdi. Hükümet bu kadar Kürtlere baskıdan sonra, hendekler nedeniyle halk PKK’den uzaklaştı ve halkı kaybetti ideasını öne sürüyordu. Fakat Newroz ve bu referandum ispatladı ki, Kürtler özgür bir iradeye sahiptir, hiçbir güç söylemeden de neye ve kime oy vereceğini bilen bir halktır. Bu anayasal değişikliği kabul etmeyerek, Özgürlük ve demokrasiden yana taraf tutarken, eski gerici anayasayı da kabul ettikleri anlamına gelmemektedir.

Değişimden yanadır ancak tek adam diktatörlüğüne de karşıdır. Referandumun bu sonucundan sonra ne olur? Herkesin kafasını meşgul eden bir soru. Özellikle Erdoğan’in birçok kesimi tehdit etmesi neye işarettir. Türkiye her zaman kendi iç kırılmalarını sınır ötesi bazı operasyonlarla gizlemek istedi. Bu referandum sonucu Erdoğan’ı Korkuttu, Şengale, Reqaya, Gîrê Spî’ye ve Kandil’e saldıracağını söylüyordu. Bugün dıştaki birçok dostunu kaybetti. Şimdi herkes kendi çıkarı için kullanmak istemektedir. Erdoğan taviz üstüne taviz vermekte, buna da politika ve çıkar demektedir. Ancak bu durum bir yere kadar böyle yürüyebilir, sonra bir yerde durur bu kadar. Bunun için Türkiye durma noktasına geldi, bu nedenle herkesi tehdit ediyor, toplum üzerindeki OHAL’ı kaldırmıyor, bunu korktuğu için yapıyor, kendine güvenmiyor, kendine karşı darbe hazırlığı ihtimali nedeniyle böyle tedbir almaktadır. Yetmeyince anayasa ve kanunlarla kendini savunup güvenceye almak istedi.

Sınır ötesi operasyon girişimleri de korku ve zayıflıktandır. Dikkatleri kendi dış başarılarına çekmek için hamle yapmaktadır. Nasıl ki, Fırat Kalkan’ı hamlesinin başarısı ve bilançosuyla kendi iç kamuoyunu anayasa değişikliğine razı ettiyse, aynı şekilde kimi dış hamleler ile içteki herkesi kendi sistemine razı etmek istemektedir. Hâlbuki herkes biliyor ki, Bapta çok ağır darbe yedi, amacı belli olan bir yere kadar gelip çakıldı ve istediği amaca ulaşmadı. Yine Suriye deki siyasi çözüm çabaları da yürümedi, ne siyasi ne de askeri olarak bir sonuç elde edemedi, Cenevre’yi de oyalama aracı yaparak sonuçsuz bıraktı. Bunun için çeteler üzerindeki hesapları boşa çıktı. Fakat öyle anlaşılıyor ki, Türkiye karışacak.

Türkiye’deki referandum sonucu Barzani için de bir yenilgidir. Erdoğan’ı açık destekledi, yanında yer aldı. Öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan, referandumda başarı ile çıkması durumunda bağımsızlık için Barzani’ye söz vermişti. Hata bunun için bir heyet Türkiye’ye gitti. Bağımsızlık için Erdoğan’ı onaylamanın netleştirici bir faydası olmaz, olsa Irak’ın olur. Bu verilen sözler Kuzey’deki mücadeleye karşı bir oyundan ibarettir. Kuzey’deki Kürtler hayır görmesin ama Barzani Hewlêr’in başkanı olsun yaklaşımıdır. Bu çok tehlikeli bir yaklaşımdır, bu yaklaşım en çok da Güney’deki Kürtlere zarar vermektedir. Güney’deki 17 Türk askeri üssü ne anlama gelir. Güney’deki yetkililer bu askeri varlıktan rahatsız değil, sırtını ekonomik çıkarlara dayayıp ancak kapı kapandığı zamanda bölgenin tamamı boğuluyor. Bu şekli ile kendilerini sömürgeci bir gücün kontrolüne vermiş oluyorlar, bu gönüllü kölelik gibi bir şeydir.

Türkiye ve Barzani yeni bir sürece girmiş oluyor. Türkiye ve Güney Kürdistan da yeni bir kriz ve buhran kapıdadır. Bunun için Güney halkı Barzani ve Erdoğan’ın yapacağı yanlış hamlelere karşı tedbirli olmak durumdadır.